Kalp Krizi, Endotel Hasar, Pıhtılaşma, Aort Diseksiyonu
Son dönemlerde maalesef kalp krizi kaynaklı ölümleri sıkça duyar karşımıza çıkar oldu. Pekala; bu süreçte neler meydana geliyor? Kan sulandırıcılar ne işe yarıyor? Hastalığı tedavi mi ediyoruz yoksa sadece üstünü mü örtüyoruz? Gelelim mekanızmaya ki daha iyi anlayabilelim.
Mekanizma: Damar Hasarı
Damarların iç yüzeyinde hasar oluştuğunda, damarın iç duvarını olutşuran endotel hücreleri zarar görür. Bu hasarın nedenleri arasında diyabet, hipertansiyon, Coronavirus, bazı aşılar, ilaçlar, virüsler/bakteriler, yüksek kan yağları veya kalsifikasyon gibi faktörler yer alır. Vücut, bu hasarı tamir etmek için harekete geçer.
Tamir mekanizması çalışmaya başladığında, hasarlı bölgeye kandaki trombositler (PLT) yapışarak kümeleşir ve pıhtılaşma başlar. Aspirin, bu kümeleşmeyi çözebilir. Kan tetkikinde trombosit (PLT) seviyesi 450-500 üzerinde ise pıhtılaşma akal gelmelidir.
Bu pıhtıların üzerine fibrin ağları örülür. Kanda fibrinojen seviyesi yüksekse (400 üzeri), bu da pıhtılaşmayı işaret eder.
Pıhtılaşma ve fibrin ağları ile hasar onarıldığında, damarın içinde bir tümseklik oluşur ve damar daralır. Bu tümsekliği traşlamak ve düzeltmek gerekir. Bu yıkım sonrası ortaya çıkan son ürün ise D-dimer’dir.
Eğer sürekli olarak D-dimer yüksekse, bu durum damar hasarının devam ettiğini, trombositlerin yapıştığını, fibrin ağlarının örüldüğünü ve tümseklerin traşlandığını gösterir. Bu traşlanan tümsekler bazen erimez ve kalp krizi veya akciğer embolisi gibi ciddi sorunlara neden olabiilir.
Kan Sulandırıcıların Rolü
Kan sulandırıcılar, örneğin aspirin (asetil salisilik asit), trombositlerin bir araya gelip kümeleşmesini engeller. Bu sayede endoteldeki hasarlı bölgeye yapışmalarını ve pıhtı oluşturmalarını engeller. Bu durumda fibrinojen ve D-dimer seviyeleri de düşük çıkar.
Ancak, kan sulandırıcılar hasarı tamir etmez. Hasar devam eder ve yüksek tansiyon gibi faktörlerle damar yırtılabilir. Bu yırtılma, beyin kanaması veya aort diseksiyonu gibi hayati tehlike oluşturan durumlara yol açabilir. Ayrıca, dokuların beslenememesi (iskemi) de ciddi bir sorundur.
Neler Yapılabilir:
Beslenme: Karbonhidrat kısıtlaması olmazsa olmazlardan. Özellikle fruktoz ve basit şekerler damarlar için zararlıdır. Protein ve yağlar değil, karbonhidratlar damar sağlığını olumsuz etkiler.
Antioksidanlar ve Hesperidin: Serbest radikaller endotel hasarının büyük bir kısmından sorumludur. Antioksidanlar, özellikle glutatyon, serbest radikallerle mücadelede önemlidir. Hepseridin ise endotel hasarının onarılmasında kritik bir rol oynar.
Vitamin ve Mineraller: Çinko (glukonat), magnezyum (sitrat), demir (eksikse), selenyum, alfa lipoik asit (mümkünse R-lipoik asit), D3, B12, B9, C ve E vitaminleri gibi besinler, oksijenin vücutta etkili bir şekilde kullanılması için gereklidir.
Egzersiz: İnsan vücudu hareketsiz kalmaya uygun değildir, ancak ağır egzersiz de organlara zarar verebilir. Haftada 3 gün 30’ar dakikalık tempolu yürüyüş (aç karna) yeterlidir. Dinlenme günleri de dokuların onarımı için önemli olduğu unutulmamalıdır.
Sonuç
Kan sulandırıcılar pıhtılaşmayı bir yere kadar engeller, ancak hasarı tamir etmez. Diyabet ve hipertansiyon hastaları başta olmak üzere, beslenme konusunda çok dikkatli olunmalıdır. Hasarı onaracak vitamin, mineral ve enzimler kullanılmalıdır. Egzersiz, dengeli bir şekilde yapılmalı ve ağır egzersizden kaçınılması gerektiği akılda tutulmalıdır.
Bu süreçte, sadece kan sulandırıcı kullanmak yeterli değildir. Hasarın önlenmesi ve tedavi edilmesi için kapsamlı bir yaklaşım gereklidir. Doktor tavsiyelerini dikkate almak ve buna uygun şekilde hareket edilmesi gerekmektedir.






